Tarih

Türkiye’de ve Uluslararası Alanda Halkla İlişkilerin Annesi: Betûl Mardin

Türkiye’de 1960’ların sonlarına kadar belki de kimse halkla ilişkiler diye bir mesleğin varlığından haberdar değildi. Peki, bu meslek kimin sayesinde ülkemize geldi? Kim öncülük etti? Girişimci ruhlu, çalışmaktan asla vazgeçmeyen güçlü bir kadın sayesinde oldu hepsi. O güçlü kadının, Betûl Mardin’in hikayesine birlikte bakalım.


Zor bir çocukluk geçiren Betûl Mardin 5 yaşına kadar konuşamamış.

Aileye gelen 2. kız çocuğu olmasını başına gelen ilk kötü şey olarak anlatır. İkinci olarak da 5 yaşına kadar konuşamaz. 13 yaşına kadar ise kekemedir. Etrafındaki herkes konuşmasıyla dalga geçer. O da 10 yaşında kendi kendine bir söz verir: “Benimle kimse alay edemeyecek!” Kendine verdiği bu söz hayatının akışını belirler. En iyi olmak için çalışmaya başlar.


Çocuk yaşlarda dadısından yediği bu dayaklar kendisinde psikolojik hasarlar bırakır.

Çocukken yediği dayaklar beyninde psikolojik hasarlar bırakır. Bu hasarlar araba sürmesine, bilgisayar ve daha birçok cihazı kullanmasına engel olur. Ancak bu onu daha da motive eder ve bir konuda iyi olmak üzere canla başla çalışır.


Türkiye’de televizyonu anlatan, kullanmayı öğreten ilk kişi kendisidir.

Betûl Mardin çalışma hayatına 1960’larda bir gazetede tercüman olarak başlar. Ardından pek çok alanda daha çalışır. Türkiye’ye daha televizyon gelmeden TRT onu BBC’ye televizyon dersi alması için gönderir. BBC’deki eğitiminin ardından Türkiye’de televizyonu anlatan, kullanmayı öğreten ilk kişi olur.


“Halkla ilişkiler Türkiye için çok gerekliydi.”

Birçok farklı alanda iş tecrübesi olan Betûl Mardin 60’ların sonunda Akbank’ta “yönetici ile çalışan arasındaki kişi” olarak tanımladığı bir pozisyonda işe başlar. Bu iş tanımının adının halkla ilişkiler olduğunu öğrendikten sonra bu konu üzerine araştırmalar yapar. Bu alanda kendini geliştirmek için elinden geleni yapar. Londra’da deneyim kazanır. Ancak yurt dışında Türkiye’ye dair izlenimlerin kötü yönde olduğunu görür. Türkiye’de bir dernek kurar ve uluslararası alanda Türkiye’nin prestijini arttırmak için konferanslar düzenler. Londra’da çalışırken tanıştığı bir İngiliz ona şöyle bir öğüt verir:

“Toplantıların sonunda bir soru sor, herkes seni görsün. Ardından bir soru daha sor, şaşırsınlar. Ancak üçüncüyü sorma.” Bu öğüdün üzerine Mardin, Hong Kong’da gittiği bir konferansta Amerikalı konuşmacıya iki soru sorar. Bir sonraki sene Güney Afrika’da gittiği başka bir konferansta ise salona girdiğinde herkes ona “mother” diye seslenmeye başlar. İşte o günden beri halkla ilişkilerin annesi Betûl Mardin’dir.

Onun hikayesini bir de kendisinden dinlemek isteyenler için:

ceotudent