Heylogs Özel

İklim Değişikliği Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Yiyecek, yakıt, elektrik ve daha nicesi.Modern dünyada enerjiye ihtiyacımız var. Teknoloji geliştikçe ve insan nüfusu arttıkça daha fazla enerjiye gereksinim duyacağız.

İklim Değişikliği Nedir ?

Gezegenimizin atmosferi tıpkı bir sera gibi çalışır. Yeryüzüne ulaşan güneş ışınlarının neredeyse yarıya yakını yeryüzünden yansır. Atmosferimiz, sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne gönderir. Bir battaniye işlevi gören sera gazları sayesinde yeryüzündeki ortalama sıcaklık, insanlar, hayvanlar ve bitkilerin hayatını sürdürmesine imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal etkisi “sera gazı etkisi” olarak adlandırılır.

Atmosferdeki sera gazlarının oranı, 1750’li yıllarda başlayan sanayi devrimi sonrasında artmaya başlamış, karbondioksit oranı %40’lık bir artış göstererek 280 ppm’den 394 ppm’e ulaşmıştır. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’ne (IPCC) göre karbondioksit oranındaki artış öncelikle fosil yakıt kullanımından kaynaklanıyor. Kayda değer ikinci etken, başta ormansızlaşma olmak üzere arazi kullanımındaki değişimdir.

İklim değişikliği

1.Dünya ısınıyor

2014 yılından beri her sene sıcaklık rekorları kırılıyor. Binlerce meteoroloji istasyonu, şamandıra ve gemi tarafından yapılan ölçümlerden elde edilen 2016 küresel yüzey sıcaklıkları, 20. yüzyıl ortalamasından 0,94 derece daha yüksekti. Atmosferi araştıran uydular da belirgin ısınma eğilimleri saptadılar.

2.Nedeni biziz

Bir süreliğine Büyük Okyanus’tan sıcaklık salan El Niño da geçen yılın rekorunda etkiliydi. Ancak yarım yüzyıllık ısınma eğilimini açıklayacak doğal nedenler yok. Güneşin 11 yıllık enerji döngüsü iniş–çıkışlar gösteriyor; yanardağ patlamaları arada bir gezegenimizi soğutuyor. Salımına yol açtığımız sera gazlarıysa, ısıyı Dünya yüzeyinde hapseden bir örtü oluşturuyor.

3.Eminiz

On uzmandan dokuzu aynı görüşte: Karbon salımı küresel ısınmaya yol açıyor. Sera gazı etkisinin varlığını 1800’lerden bu yana biliyoruz. İsveçli fizikçi Svante Arrhenius, 1896’da kömür yakılması sonucu açığa çıkan karbon dioksitin gezegeni ısıtacağını öngörmüştü. Ama bunun iyi bir şey olduğu görüşündeydi. Kötülük derecesi tartışmalı olsa da, gerçek ve tehlikeli.

4. Buzullar hızla eriyor

2015 yazında büyük yolcu gemisi Crystal Serenity buzları çözülen Kuzeybatı Geçidi’nden geçti. Birkaç gün sonra, araştırmacılar King William Adası açıklarında İngiliz Franklin keşif gezisinin kayıplara karışan gemisi H.M.S. Terror’un batığını buldular (1846’da geçidi araştırırken buzda sıkışıp kalmıştı). Kuzey Kutbu ısındı, buz örtüsü incelip küçüldü . Güneş ışınlarının buzla uzaya yansıtılmayıp koyu renk okyanus tarafından soğurulmasına yol açan erime, ısınmayı daha da artırıyor.

Eriyen deniz buzu, deniz seviyesini etkilemiyor ama eriyen kara buzu deniz seviyesinde yükselmeye neden oluyor. Dağlardaki buzullarda küresel olarak çekilme yaşanıyor. 1900’den bu yana meydana gelen 20–23 santimetrelik yükseliş kıyı kesimlerinde su taşkını miktarının hızlı yükselişinde etkili oldu. Sandy Süper Fırtınası sırasında yaşanan su taşkınları ve rüzgârlar ABD’de 68 milyar dolarlık tahribata yol açtı.

En büyük tehdit Grönland ve Antarktika’yı kaplayan buzul örtüleri. Deniz seviyesinin 70 metre yükselmesine yol açacak kadar çok buz içeriyorlar –ve bu buzu kaybediyorlar. 125 bin yıl önce, Dünya biraz daha sıcakken çok kayba uğradıkları biliniyor: Deniz seviyeleri altı–dokuz metre daha yüksekti. Günümüzde böylesi bir yükseliş sahil kentlerini yok eder.

5.Aşırı hava koşulları

Hava durumu adını verdiğimiz kumarda zarları iklim değişikliği atıyor. Kuraklık veya fırtına yaratmıyor ama bu tür olayların olasılığını artırıp azaltıyor. Sıcak dalgaları durumunda olasılık daha da artıyor. 2003 yılında Avrupa’da 70 bin kişinin ölümüne yol açan aşırı sıcak dalgası, 500 yılda bir yaşanan bir olay olması gerekirken, 2016 yılında yayımlanan bir rapora göre halihazırdaki küresel ısınma hızıyla 40 yılda bir yaşanır hale geldi. Bu analize göre, iklim değişikliği 2003 yılında sadece Paris’te 506 kişinin ölümüne yol açtı. “Eğer böyle devam ederse,” diye bildiriyor bir başka araştırma, “bu yüzyılın sonlarında Basra Körfezi kıyısında yaşayanlar, kapı dışarı çıkmanın tehlike yaratacağı kadar sıcak günler geçirecekler.”

Sorun sadece sıcaklık değil: Küresel ısınma, karadan ve okyanustan aldığı nemi havaya veriyor. Yağmur olmayan yerlerde kuraklığı daha kötüleştiriyor. Yağmur ya da kar yağdığında ise, 2016’da Paris’te ve Houston’da olduğu gibi, aşırıya kaçma olasılığı yüksek oluyor. İklim değişikliğinin fırtınaları ve diğer tropik siklonları nasıl etkilediği konusu henüz net değil. Ama fırtınalara enerji veren okyanusu ısıtarak, daha seyrek olsa da daha yoğun yaşanmalarına yol açıyor.

Paris 2003 Sıcak hava dalgası

6.Yaban hayatı tehlikede

iklim değişikliği, Kuzey Kutbu’nun simgesi kutup ayısının halihazırdaki durumu dışında başka sorunlar da ortaya çıkarıyor. Avustralya’nın Torres Boğazı’ndaki alçak adalardan birinde yaşayan esmer böğürtlen sıçanlarının son üyesinin de yok olduğu 2016 yılında biliminsanları tarafından açıklandı. Yükselen denizler dahil hava koşullarının kurbanı olan türün tükenişi, iklim değişikliğinin yol açtığı belgelenen ilk memeli yok oluşu olarak nitelendiriliyor. Ardından başkalarının da geleceğine şüphe yok.

Yükselen sıcaklıklar bazı bitki ve hayvan popülasyonlarının azalmasına neden oluyor, türleri kutuplara doğru itiyor, göçleri ve davranışları değiştiriyor. Antarktika Yarımadası’nda Adélie penguenleri, Kuzey Kutbu’nda büyük kumkuşu adlı sahil kuşları azalıyor. Buz kaybı, binlerce morsu Alaska’da karaya çıkmak zorunda bırakıyor. Tüm bölgeler değişiyor. Kayalık Dağları’ndan İsviçre Alpleri’ne kadar dağlık ekosistemler doruklara sıkışıyor. Son birkaç yılda okyanusların sıradışı ısınışı, dünyanın her yanındaki resiflerde mercan ağarmasına ve ölümlerine yol açtı.

Kazananlar da olacak elbette. Kambur balinalar Antarktika’nın artık buzsuz kalan sularında çoğalıyor. Deniz kestanelerinin de dayanıklı olduğu ortaya çıktı. Ama insan nüfusu artışının diğer türler üzerinde yarattığı yegâne tehlike iklim değişikliği değil; doğal ortamları da parçalayıp yok ediyoruz.

7.Bir şeyler yapabiliriz

  • Daha az kırmızı et, süt, peynir ve tereyağı satın alıp daha çok yerli üretim gıdalar tüketin, gıda atıklarını azaltın
  • Seyahat yöntemlerinizi değiştirin. Elektrikle çalışan otomobiller kullanın ama kısa mesafeyse yürüyün veya bisiklete binin. Uçaklar yerine trenleri, otobüsleri kullanın
  • İş için seyahat etmek yerine, video konferansla iletişim sağlayın
  • Yıkanan çamaşırları kurutma makinesine atmayın, çamaşır ipinde kurutun
  • Evlerinize yalıtım sistemi kurun
  • Her tüketim ürününde düşük karbon talebinde bulunun

*BM Hükümetler arası İklim Değişikliği Panel’i (IPCC) tarafından yazılmıştır.

Kaynak 1 2 3 4 5