Bilim

Gece Modu/Okuma Modu Özelliklerinin Muhteşem Faydaları

Gece Modu/Okuma Modu ya da Night Shift olarak bilinen, cep telefonu, bilgisayar ve telefonlardaki ekranlarımızın gözlerimizi yormamasına yönelik olan teknoloji merceğimiz altında. Mavi ışık azaltılarak bu kadar güzel sonuç alınabilirdi!

Gece Modu/Okuma Modu

Gece Modu/Okuma Modu özelliği ilk denendiğinde “bu ne arkadaş” dedirtiyor ancak!!! 3 Yıldır akşam 20:00 ile sabah 07:00 arası hem telefonumda hem de bilgisayarımda aktif olarak kullanıyorum. Kesinlikle TAVSİYE EDİYORUM. Açıklaması yazının devamında.

Renk Nedir? Önce Bununla Giriş Yapmalıyız.

(Basit haliyle) “renk”, bir cisme vuran ışığın renk tayfındaki [1] farklı ışınların bir kısmının, cismin yüzeyinin atomik yapısına bağlı olarak emilmesi (soğurulması) ve bir kısmının da yansımasıdır. Yansıyan tayfların birleşimi gözümüzle gördüğümüz renkleri oluşturur. Bu renkleri birbirinden ayıran şey frekansları, yani titreşimleri. Yüksek frekans, yüksek enerjili, daha fazla titreşimli ışık demek (ses gibi, düşük frekans ses daha kalın ses, yüksek frekans daha ince ses). Bu yüksek frekans ışık ile göz retinamızın daha fazla yorulması demek.

[1] (Renk Tayfı : Başta güneş kaynaklı olan beyaz ışığın özel bir prizmadan geçirilerek renklerine ayrılmasıdır.)

Gece Modu/Okuma Modu
Gece Modu/Okuma Modu


Işık tayfında, renkler enerjisi düşükten yükseğe sıralandığında kırmızıdan başlayıp sarı yeşil mavi mor ve mor ötesi diye gider. Dolayısıyla beyaz ışık aslında teknik olarak sarı ışıktan daha sıcaktır. Evet kırmızı renk bizde sıcaklığı temsil eder. Alevin renginin, ısınan metalin renginin kırmızı olarak görülmesi gibi. Aslında burada çok ince bir nokta var, alevin dibine baktığınızda kaynağa doğru renginin kırmızıdan sarıya, sarıdan beyaza doğru parlaklaştığını görürsünüz, evet bir ısı enerjisi ışık üretmeye başladığında kırmızıdan başlar (evet ocak alevi mavidir, kimi alevler yeşildir vesaire, bu alevler kırmızı gözükenlere göre genellikle daha yüksek sıcaklığa sahiptirler ama bu renkler tabi ki yanma esnasında ortaya çıkan gazların içinde bulunan maddelerin ışığı kırmalarına göre de değişir, tek etkene bağlı diyemeyiz yani) örneğin bir demiri ısıttığınızda kırmızılaşır, ısıyı arttırdığınızda tuttuğu enerji artar ve sarılaşır, en sonunda beyazlaşır ve iyice erimeye başlar.

Dolayısıyla en az enerjiyi taşıyan kırmızı ışık en az göz yoran renk iken, maviye gittikçe gözler folloş olmaya başlar. Fotoğraf basma stüdyolarında aydınlatma için loş kırmızı ışık kullanılmasının sebebi budur, enerjisiyle filmleri yakmasın diye.

Dikkat!

Renklerin anlamlarına baktığımızda kırmızı renk uyarıcıdır, mavi renk sakinleştiricidir deriz. Kırmızı enerjisi en düşük ama en uyarıcı, mavi en enerjili göz yoran ama aynı zamanda da en sakinleştirici? Evet. Renklerin insanlarda oluşturdukları duygular, izole ortamlarında test edilen makak maymunlarının da kırmızıdan kaçmalarıyla evrimsel süreçte doğanın etkisiyle yer etmiş olduğu daha kesinleşmiştir. Kanın kırmızı olması, kırmızı bitkilerin zehirli olma olasılığının fazlalığı, canlı kırmızı, sarı renkli hayvanların zehirli olmaları…

Düşük frekans demek, dalga boyu büyük demektir. Bu da aynı güçte düşük frekanslının yüksek frekanslıya göre daha uzağa gidebilmesi demektir. bu nedenle kırmızı ışık çok daha uzaktan farkedilebilir iken gözü en az yorandır, ikaz için kullanılan her türlü ışık ve levhada kırmızı rengin seçilmesinin sebebi budur (örneğin helikopter ve benzeri alçak uçan araçların dikkatini çekmeleri için yüksek binalara kırmızı yanıp sönen ışıklar koyulur, beyaz ışık da o karanlıkta gayet rahat görülebilirdi ancak pilotun gözünü kamaştıracaktı).

Peki Ya Gün Işığı ? 

Gece Modu/Okuma Modu

Gün ışığı tabiri, güneş ışığının atmosferden kırıldıktan sonra yeryüzüne girdiği halini tanımlamak için kullanılan bir belirtisiz isim tamlaması.

Atmosferde kırılınca bir şeyler değişiyor. Değişen şey şu, güneş ışığı esasında gayet ananın ak sütü gibi bembeyaz bir ışık. ancak atmosfere girdiği anda havada bulunan çeşitli maddeler yüzünden güneş ışığının, mavi ışığa tekabül eden dalga boyları kırılmaya uğruyor ve gökyüzünden geri yansıyor. Evet, gökyüzünün mavi gözükmesinin sebebi de bu. bu olay mavi ışığın yeryüzüne daha az gelmesiyle ışığın beyazdan sarıya kayması demek oluyor. Bu kırılma, güneş ışınlarının açısı daraldıkça artıyor, bu yüzden güneş en tepede en parlak beyaza yakınken, doğarken kırmızıdan başlıyor, batarken yine kırmızıya doğru dönüyor. Ama gün ortalarında gelen bu ‘sarı’ dediğimiz ışık, aslında o kadar da sarı değil, yani içinde gayet tabii mavi ışınlar var ki mavi renkli cisimleri görebiliyoruz, aksi halde onları da yeşile çalar renklerde görmeye başlardık.

İnsanların gözü de güneş ışığıyla mükemmel uyum içinde çalışır. Gözümüzdeki rengin parlaklığını ve rengini beyne elektrik olarak iletme işleminde görev yapan iki tip hücre vardır, koni ve çubuk.

Çubuk hücreler ışığın parlaklğını algılarken, koni hücreleri ise ışığın rengini algılar.

renkleri algılayan koni hücreleri ise kendi içinde renkler için özel olarak ayrılırlar. sayıca kırmızı rengi algılayan %64, yeşili algılayan %34, maviyi algılayanlar ise sadece %2. fakat bu hücrelerin hassasiyeti değişken, yüzde 2’lik mavi renk konileri, yüzde 64lük kırmızı renk konilerine göre çok çok daha hassaslar.

Koni hücreleri yeşili algılayan %34, kırmızı rengi algılayan %64, maviyi algılayanlar ise sadece %2. Fakat bu hücrelerin hassasiyeti değişken mavi olanlar kırmızı olanlara göre çok daha hassas.

İşte güneşin soft ışığına alışkın bu hücreler (bulutsuz günlerde açık havadayken o soft ışık bile güneş gözlüksüz gayet rahatsız edici oluyor) zaten çok hassas olduklarından ötürü gün ışığından daha beyaz ışık kaynakları insanın gözünü alıyor, yoruyor.

Neden beyaz ışık kullanıyoruz o zaman? Beyaz ışıklar içinde tüm renkleri bulunduran ışıklar olduğundan beyaz ışıkla aydınlatılmış bir ortamda bulunan tüm renkleri gerçek renkleriyle görebilirsin. Bu yüzden telefon, bilgisayar, televizyon gibi renkli dijital göstergelere sahip tüm aletler beyaz ışıkla aydınlatılırlar.

Neden Beyaz Işık?

İnsan vücudunun bir biyolojik saati var. Vücudun kendi kendine yaptığı hemen hemen herşey bu biyolojik saate göre ayarlanıyor. Peki bu biyolojik saat denilen sistem neyle düzenleniyor? Tabi ki hormonla. Bu hormona melatonin diyoruz. Melatonin epifiz bezinin pineolasit hücrelerinden salgılanıyor. Pineolasit hücrelerini ışığa duyarlı. Beyin ışık algılarsa, melatonin salgılamıyor. Çünkü ilerde insanların yapay ışık kaynaklarını icat edebileceklerini akıl edilemezdi, güneş batınca bi hormon salgılansın, bu hormon da vücudun ritmini ayarlasın, güneş doğunca ışığı görsün dursun demiş. Normal bir insanda bu salgılanma 23.00-05.00 saatleri arasında yapılıyor.

Bu melatonin öyle güçlü bir hormon ki, kansere karşı koruma etkisi var, bu yüzden kanser hastalarının karanlık odada olmaları iyi geliyor. Ayrıca melatoninin yaşlanmayı geciktirme etkisi de mevcut. Uyku moduna alıp hücrelerin zamanını yavaşlatıyor gibi düşünebiliriz.

Aydınlanmalar başlamış olmalı, sabah uyanır uyanmaz dışarı çıkmadığın günlerde uykunu açamaman; okul, hastane koridorları, ameliyathaneler, devlet daireleri gibi sabah erken saatlerden başlayarak gün boyunca dikkat ve uyanıklığı yüksek seviyede tutmak için tasarlanmış yerlerde beyaz ışık kullanılması; sarı kağıtlı kitapların beyazlara göre daha rahat okunması; gecenin üçünde yaldır yaldır video oyunları oynarken uykun gelmezken akşam elektrikler gitsin, iki saat sonra zınk diye uyuya kalman… işte gece boyunca televizyondan, telefondan, bilgisayardan gözüne zoink zoink diye beyaz ışığı vurdururken vücudun melatonin salgılamıyor. Gündüz zannediyor götüm! sen yatakta elde telefon twitter’da stalklarken uykularını kaçırtan ışık, merak değil. Gece uykun kaçsa da sabaha karşı ‘neyse yatayım artık’ diyip öğleden sonra 3 te uyandığında 8 saat uyumuş olmana rağmen ‘kamyon çarpmış gibiyim şerefsizim’ diye salyalarını toplayamamanın sebebi de sen uyurken melatonin salgılamaya çalışan, gözünü açtığında ‘lan saat öğlen olmuş diye melatonini zart diye kesmene sebep olan ışık, başka bir şey değil.

İşte, night shift denilen hede, saatini kendin ayarlıyorsun ve o ayara göre güneş ışığının azalışı ve artışını hesaplayıp ekranın yaydığı ışığın renk sıcaklığını düşürtüp arttırıyor, ekran sararıyor, gözün daha az yoruluyor ve melatonin salgılanmasının ertelenmesini azaltıyor, uykuya dalmanız daha kolay oluyor.

Gece Modu/Okuma Modu Özelliklerinin Muhteşem Faydaları OUT…