Bilim

Evrende Dünya Dışında Yaşam Bulgularına En Çok Yaklaşılan Yerler

Dünya dışında hayatın olup olmadığı sorusunun cevabı neredeyse insanlığın başlangıcı ile başlar. Ancak en büyük ciddi sıçramasını 19. Yüzyılın sonunda gökbilimci Percival Lowell’in Mars’ta kanallar tespit etmiş olduğu iddiası ile yaptı. İlk kez Güneş Sistemine dair ciddi bir bulgu elde edilmesi de kızıl gezegende yaşam olduğuna dair işaret olarak algılanmış ve ciddi tartışmalara yol açmıştı. Peki bilim dünyası güneş sisteminde hayatın kaynaklarına en fazla nerelerde rastladı?


1) Europa

Güneş Sistemi’nde dünya dışı yaşam için en müsait aday Jüpiter’in en büyük uydusu, Güneş Sistemi’nin de altıncı büyük uydusu olan Europa‘dır. En büyük özelliği de dünyadan daha fazla su içermesidir. Europa Güneş’ten çok uzak olduğundan yüzey sıcaklığı oldukca düşük ve buzlarla kaplıdır. Europa’nın manyetik alanı üstünde yapılan çalışmalar, bu uydudaki buzun altında Jüpiter’in güçlü çekiminin yarattığı gel-gitlerin cevabında 100 km’lik derinlikte yer alan tuzlu su okyanuslarının olduğunu göstermekte. Bu ortam da Antarktika’da yaşam içeren buzul altı göllerle mühim seviyede benzerlik gösteriyor. Dolayısıyla Europa’nın buzullarının altında yaşam olabileceği en ciddi konuların başlangıcında gelmekte.


2) Titan

Güneş Sistemi’nde yaşamın arandığı bir diğer uydu ise Satürn’ün en büyük uydusu olan Titan. Dünya haricinde yüzeyinde sıvı halde göller içeren Güneş Sistemi’ndeki tek gök cismi olan Titan, dünyadan farklı olarak sıvı metan ve etan karışımlarından oluşmakta. Buna rağmen ciddi bir atmosfere sahip olan tek uydu özelliği taşıyıyor. Titan, metan ve azottan oluşan bir atmosfere sahip. Ayrıca dünyadaki atmosferin 1.5 katı basınca sahip olması burada metan yağmurlarına neden olmakta ve dünyamızdaki su gibi metan da burada üç halde bulunabiliyor. Çoğu bilim insanı burada metan bazlı bir hayat olabileceği konusunda hemfikir.


3) Venüs

Venüs geçmişte yaşama uygun bir yer olarak hayal edilse de bugün tam bir cehennem olarak değerlendiriliyor. Çünkü atmosferinin yüzde 97’si karbondioksitten oluşmakta ve oluşan sera etkisi gezegendeki ortalama sıcaklığı 460 dereceye kadar çıkarabilmekte. Mavi gezegendeki bu sıcaklık çinko, kalay, kurşun gibi metalleri bile eritebilecek seviyede. Ayrıca hava basıncı dünyanın tam 90 katı. Bu koşullar nedeniyle burada yapılan çalışmalar sınırlı sayıda. Astrobiyolog David Grinspoon’a göre ise Venüs atmosferinde, yerden 50 km yukarıda bakterilerin çoğalıp gelişebileceği uygun koşullar bulunuyor ve sülfürdioksit ve karbonmonoksitle beslenebilen bakteriyel formda bir hayat bulunmakta.


4) Enceladus

2005’te Cassini uzay aracı, Enceladus’ta su buharı ve buz püsküren 101 gayzer keşfettiğinde heyecana yol açmıştı. Gayzerlerden çıkan sularda azot ve karbon içeren moleküller olması da Jupiterin bir diğer uydusu olan Enceladus’ta bakteriyel yaşam olabileceği inancını güçlendiriyor.


5) Mars

Mars, dünya dışı yaşam arayışındaki popülerliğini artık kaybetse de hala orada yaşam olabileceğini savunanlar var. Mars’ın kutuplarında buz olduğu ve toprağının kütle olarak yüzde 2’sinin su olduğu 2017 yılında Water-Liquet Teorisi yardımıyla ispatlanmış durumda. Ancak somut şekilde veri elde edilmiş değil. Son olarak Mars’a indirilen Curiosity uzay aracı Mars’ta hayat formları keşfedemeden emekliye ayrıldı. Bizlere kattığı en büyük şey ise karmaşık organik bileşenleri tespit etmesiydi.

Ceotudent