Bilim

Eren Özmen: Nasaya Uzay Aracı Yapan Türk Kadın Girişimci

Eren özmen: nasaya ızay aracı yapan türk kadın girişimci

Size bir Amerikan rüyasından bahsedeceğiz. Çalışkanlık, azim ve hayallerinin peşinden gitme hikayesi anlatacağız. NASA’ya uzay aracı yapan Türk kadın girişimci Eren Özmen’in hikayesini anlatacağız.

ABD’de yaşayan Türk girişimci Eren Özmen, Forbes Dergisi’nin hazırladığı ABD’nin en zengin kadın girişimciler listesinde yer alıyor. Üstelik Özmen 1.2 milyar dolarlık bu devasa serveti miras yoluyla değil, tamamen alın teriyle kazanan bir isim.

Eren Özmen kimdir?

Eren Özmen savunma ve uzay-havacılık şirketi Sierra Nevada’nın CEO’su ve sahibi. 1994 yılında eşi Fatih Özmen ile birlikte kurdukları şirketin bugün dünyanın 34 farklı ülkesinde yaklaşık 4000 çalışanı var.

Eren Özmen, 80’li yıllarda üniversite okumak için Türkiye’den ABD’ye yerleşen bir isim. 1985 yılında University of Nevada’dan MBA derecesi alan Özmen, 1994 yılında eşi ve 10 kişilik bir personelle Sierra Nevada Corporation’u kurdu.

Özmen ailesinin vizyoner kişilikleri sayesinde yıllık 1.5 milyar dolarlık bir ciroya ulaşan SNC savunma, elektronik ve uzay-havacılık sektörlerinde ABD’nin en büyük şirketlerinden biri haline gelmiş durumda. SNC, Birleşmiş Milletler ile ortaklaşa yürüttükleri Dream Chaser adlı proje kapsamında gelişmekte olan ülkelerin de uzay sektöründe gelişmelerini sağlıyor. Ayrıca Türkiye’nin yerli uçakları TRJ-328 ve TRJ-628’de SRC şirketi tarafından üretilecek. Eren Özmen’in yaklaşık 1.2 milyar dolarlık bir serveti bulunuyor.

Özmen ailesi hayırseverlikleriyle de biliniyor. University of Nevada’da girişimcilik merkezi açılması için 5 milyon dolarlık bir bağışta bulunan Özmen çifti, özellikle kadın girişimcilerin iş hayatında daha aktif olması için çeşitli faaliyetler yürütüyor.

Bu Yolculuğa Nasıl Başladı?

1981 yılında İngilizce öğrenmek için Türkiye’den ABD’ye giden Eren Özmen, daha sonra Nevada Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yapmaya başladı. Burada MBA diplomasını alan Özmen, yerel bir fabrikada muhasebeci olarak çalıştı, burada teknik ve finansal bilgisiyle fabrikanın muhasebe işlerinde verimli ve etkili geliştirmeler yaptı.

1988 yılında Sierra Nevada şirketine girdi. O dönemde Sierra Nevada teknoloji odaklı küçük bir aile şirketiydi. Birkaç yıl sonra şirketin büyümesine yönelik yaptığı katkılar nedeniyle bu şirketi eşiyle birlikte satın aldı. Şirketi satın almak içinse eşi Fatih Özmen ile birlikte oturdukları evlerini sattı. Stratejik liderlik ve büyük bir konsantrasyon sayesinde Özmen ailesi şirketi devasa bir hale getirdi. Satın alım döneminde 20 çalışanı olan şirketin şu anda ABD’de 19 farklı eyalette, Almanya’da, İngiltere’de ve Türkiye’de olmak üzere 4000 çalışanı var. Sierra Nevada şu anda dünyanın en hızlı büyüyen ve en inovatif şirketlerinden biri olarak kabul ediliyor. Uzay ve havacılık sektöründe dünyanın en yenilikçi 10 şirketinden biri olan Sierra Nevada, aynı zamanda Eren Özmen’e ABD devletiyle iş yapan en etkili kadın patron olma unvanını da kazandırıyor.

Forbes dergisinde kendi çabalarıyla zengin olan en etkili kadınlardan biri olan takdim edilen Eren Özmen, burada saymakla bitiremeyeceğimiz kadar ödül ve unvan sahibi. Havacılık sektörünün yaşayan efsanelerinden biri olarak görülen Eren Özmen, yine savunma alanında da yılın kadını seçilmiş durumda.

İki çocuk sahibi olan Eren Özmen, eşiyle birlikte Nevada Üniversitesi’nde The Ozmen Center for Entrepreneurship kurdu. Burada dünyanın farklı bölgelerinden gelen öğrencilere girişimcilik konusunda sağlam bir eğitim veriliyor.

Şimdi sizlere Nevada Üniversitesi tarafından Eren Özmen ile yapılan sıkı bir röportaj sunuyoruz. Bu röportaj sayesinde girişimcilik ve hayal etmenin önemi üzerine pek çok şey öğreneceksiniz.

Nevada Üniversitesi’ne yolunuz nasıl düştü? Milyar dolarlık şirketinizi neden hala buradan yönetiyorsunuz?

Gençlik yıllarımdan beri iş hayatına atılacağımı biliyordum. O yıllardan beri kendime böyle bir rota çizdim. 23 yaşımdayken sırt çantamla Amerika’ya, Nevada Üniversitesi’nde MBA yapmaya geldim. Evde yaptığım baklavaları pastanelerde satıp faturalarımı ödüyordum.

Üniversite ve Reno/Spark bölgesinin yeri bende çok özel. Eşim Fatih ile burada evlendik. Ailemizi ve şirketimizi burada kurduk. Amerikan rüyasını gerçekleştirdik diyebilirim yani. Şirketimizin dünya genelinde pek çok ofisi ve fabrikası var ama Nevada hala bizim için ev demek.

Reno şehrinden uluslararası bir şirketi yönetiyor olmaktan ise inanılmaz mutluyum. Böylesine canlı bir şehirde yaşayıp hayallerimizi gerçekleştirdiğimiz için çok memnunuz. Burada kültür, sanat, ticaret, iş, finans dünyası çok canlı ve kaliteli.

Sierra Nevada Corporation (SNC) üzerine konuşalım. Dream Chaser adlı bir uzay aracından güvenliğe, milli savunmadan ticari çözümlere kadar pek çok alanda aktifsiniz. Şirketin hikayesinden bahsedebilir misiniz?

Öncelikle şirketin istihdam konusundaki başarısından ötürü çok mutluyuz. SNC şu anda 4000 çalışana sahip. Fatih ve ben şirkette 20 çalışan olduğu dönemleri de hatırlıyoruz ve bugün de çalışanlarımızı ailemiz olarak görüyoruz.

SNC özellikle ABD’nin milli savunma ve güvenlik ihtiyaçlarına cevap veriyor. Yine uzay ve havacılık alanındaki işlerimizde de çok iddialıyız. Birçok insan bizi Dream Chaser adlı uzay aracı sayesinde tanıyor. Bu araç 2020 yılında NASA için Uluslararası Uzay İstasyonu’nda kullanılacak. Geçmişteki uzay mekiklerinden farklı olarak bu aracın sahibi biziz ve aracız SNC olarak biz kullanıyoruz. Bu da özel şirketlerin uzay ve havacılık alanında yeni bir iş modeli geliştirdiğini gösteriyor. Fatih ve ben Dream Chaser’ın uzaya olan ilginin ve merakın artmasında etkili olacağını, uzay alanında programı olmayan ülkelere ilham vereceğini düşünüyoruz.

Şirketin bu denli büyümesi eşim ve benim için hem kişisel hem de mesleki bir hikaye aslında. Müşterilerimize hizmet sunduğumuz zaman bize bu imkanı sağlayan ülkeye olan borcumuzu ödüyormuş gibi hissediyoruz.

Bu fırsatın farkındayız ve bu nedenle de minnet duyuyoruz.  Dünya üzerinde sadece Amerika’da yapılabilecek bir şeyi yaptığımıza inanıyoruz. ABD dışında başka hiçbir yerde böyle bir yatırım alamazdık ve böylesine büyüyemezdik. Yani ABD bize geniş fırsatlar ve geniş özgürlükler tanıyor. Bu da hem şirketin büyümesine hem müşterilere hizmet etmeye hem de çalışanların kalkınmasına yardımcı oluyor.

Dünyanın en başarılı kadın girişimcilerinden biri olarak karşılaştığınız zorluklar nelerdi?

Süreç boyunca pek çok başarı yakalasak da kolay geçtiğini hatırladığım tek bir günüm olmadı. Azim, kararlılık ve çalışkanlıkla her zorluğu aşmayı bildim ama.

Kariyerimde 3 temel zorluk yaşadım, her biri ötekini tetikledi. ABD’ye geldiğimde işletme yüksek lisansı yapmaktı amacım fakat İngilizcem çok zayıftı ve parasızdım.

Yüksek lisansa devam ederken bir yandan İngilizce öğreniyordum ve okul ücretini ödeyebilmek için ek işler yapmam gerekiyordu. Her sabah “Lütfen pes etme, bir gün daha dayan.” diyordum kendime. Ancak okulda aldığım eğitim nedeniyle bu zorluğun da üstesinden gelebildim.

İkinci zorluk ise SNC’de finans danışmanı olarak işe başladığımda şirketin iflas etmek üzere olduğunu öğrenmemdi.

Fatih ve ben yeni evlenmiştik ve yeni doğum yapmıştım. Her şey çok belirsizdi ve iş konusunda doğru kararı verme konusunda kontrol sahibi değildik. Sonunda risk almaya karar verdik ve yarım milyon dolar borçlanarak şirketi satın aldık. Başarılı olup olamayacağımız konusunda en ufak bir fikrimiz yoktu. Ancak yüksek lisansta öğrendiğim şeyleri şirketin yönetiminde de uyguladım. Pes etmedim, her gün ne yapılması gerekiyorsa ona odaklandım.

Finans ve işletme konusundaki becerilerimle ve Fatih’in mühendislik deneyimiyle yüksek kaliteli teknoloji ürünleri üretip müşterilerin güvenini kazandık. Şirketin sağlam yapısı sayesinde de finansal olarak güçlü olmayı başardık.

Ancak yaşadığım en büyük zorluk SNC’yi ufak bir şirketten 2 milyar dolarlık bir şirkete dönüştürmek oldu. Böylesine büyük bir geçiş döneminde küçük şirketler ya batar ya da başka bir şirket tarafından satın alınır. Biz de ya SNC’yi ya büyütmek ya da satmak zorunda olduğumuzu fark ettik.

Bir kadın patron tarafından yönetilen en büyük savunma şirketi olarak önyargıları yıkmak adına SNC’de büyük bir dönüşüm yaşandı. 19 farklı teknoloji şirketini bünyemize kattık. Boeing, Lockheed Martin gibi birinci sınıf şirketlerden alanında en uzman kişileri işe aldık; şirket içinde farklılıklara değer verdik. Ve şimdi de uzay aracımızı geliştiriyoruz ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına cevap vermek için sıkı bir biçimde çalışmaya devam ediyoruz.

Eren özmen: nasaya ızay aracı yapan türk kadın girişimci

Kaynak http://www.yeniisfikirleri.net/