Gündem

Depremleri Önceden Tahmin Etmek Mümkün mü?

Depremleri Önceden Tahmin Etmek Mümkün mü?

Gerçek mi?

Sahte

Depremleri Önceden Tahmin Etmek Mümkün mü?

Gerçek Ne?

Modern bilim ve teknolojimiz çerçevesinde depremleri önceden tahmin etmenin hiçbir yolu bulunmamaktadır. Deprem tahmini yaptığı iddia edilen kişi ve kurumlar tamamen istatistiki yalanlara ve hilelere başvurmaktadırlar. “Tahmin” ettikleri herhangi bir şey bulunmamaktadır ve sözde tahminleri tamamen işlevsizdir.

İddianın Kökeni

Deprem son derece korkutucu bir olgu olduğu için, hele ki geceleri vurabilecek depremleri önceden tahmin edebilmek birçok kişinin hayalidir. Bu hayali paraya dönüştürmek isteyen bazı kişi ve kurumlar, “deprem tahmini yapabildikleri” iddiasını ileri sürmüşlerdir.

Bilgiler

Bir deprem tahmininin gerçek ve işlevsel bir tahmin olabilmesi için şu 3 bilginin her birini barındırması gerekmektedir:

  1. Depremin tarihi ve saati,
  2. Depremin tam yeri,
  3. Depremin büyüklüğü.

İnternette görebileceğiniz “deprem tahmini” yaptığı iddia edilen kişi ve kurumların hiçbiri bu üç bilgiyi eş zamanlı olarak vermemektedir. Bu bilgilerden en az bir tanesi mutlaka göz ardı edilmektedir. Bunun da son derece anlaşılır bir nedeni vardır: Bu kişiler, depremi önceden herhangi bir şekilde tahmin edememektedirler. Tek yaptıkları, her gün yüzlercesi meydana gelen depremleri istatistiki olarak manipüle etmek ve halkı kandırmaktır.

Depremleri tahmin edebildiğini iddia eden kişiler şu nedenlerle tamamen hatalıdır:

  1. İddialarının bilimsel hiçbir temeli yoktur. Deprem, bilimsel olarak araştırılması gereken bir olgudur. Depremlerin astroloji gibi safsatalarla, bulutlarla, vücut ağrılarıyla, gök cisimleriyle hiçbir alakası yoktur.
  2. İddia sahipleri yukarıdaki 3 bilginin her birini eş zamanlı olarak veremezler. Dolayısıyla tahminleri istatistiki ve rastgele bir balık avından başkası değildir; hiçbir anlamı yoktur. Çoğu zaman yanılırlar ama bu yanılgılar umursanmaz. Yüzlerce tahminden birkaçı tutacaktır ve bu olduğunda onları ön plana çıkarırlar.
  3. Bu kişi ve kurumların tahminleri öylesine geneldir ki, o tahmine uyacak bir deprem mutlaka bir yerlerde yaşanacaktır.

Deprem Tahminlerinde Algıda Seçicilik

Örnekle anlatalım: Bir sabah uyanıp, size şöyle söyleyseydik ne düşünürdünüz: “Bugün %100 ihtimalle bir deprem olacak!”

Bu, ilk başta “kaçık” bir tahmin gibi gelse de, neredeyse %100 ihtimalle haklı çıkacağımız bir tahmin olurdu. Çünkü Dünya’da yılda 500.000 (günde 1400) deprem meydana gelmektedir. Bunların ezici çoğunluğu ufak tefek depremlerdir; bir kısmı da 4-5 büyüklük ve üzeri depremlerdir. Dolayısıyla size zaman veriyor olsa da (“bugün”), buna ek olarak yer/lokasyon, büyüklük (ve hatta saat) bilgisi vermediğimiz sürece, bu bilgi “havalı” olsa da, hiçbir anlam ifade etmez. Elbette bugün bir yerlerde deprem olacaktır!

Ancak bundan daha iyisini de yapabiliriz. Gün tahminine bir de büyüklük ekleyelim: “Bugün 5.0 ila 5.9 büyüklüğünde bir deprem yaşanacak!” Nasıl, daha iyi, öyle değil mi? Ama yine, hiçbir anlamı yok. Çünkü her yıl 5.0-5.9 arası 1500 civarı deprem meydana gelmektedir, dolayısıyla herhangi bir günde, Dünya’nın herhangi 4 farklı yerinde bile 5.0-5.9 büyüklükte bir deprem olmasını bekleriz!

Bu ve bunun gibi varyasyonlarla etkileyiciliği arttırmak mümkündür. Örneğin depremler fay hatları üzerinde daha sık meydana geldiği için, farklı aktif fay hatlarıyla ilgili daha sık tahminde bulunarak daha isabetliymişiz gibi göstermemiz mümkün. Keza, aynı tahmini birkaç defa yaparsak, bir noktada mutlaka tutacaktır. Tutmayan tahminlerimiz görmezden gelinecektir; çünkü ilgi çekici bir tarafı yoktur. “Elbette kimse depremleri tahmin edemez, ne bekliyorduk ki?” Ama ola ki sıra dışı 1 tahminimiz bile tutarsa, o zaman meşhur olma ihtimalimiz vardır; çünkü yüzlerce hatalı tahmin arasından tek bir tanesinin tutması sosyal medya gibi mecralarda yangın gibi yayılacaktır! Buna algıda seçicilik adını veriyoruz.

Eğer bir tahmin şu detay düzeyinde değilse, “tahmin” değildir:

26 Eylül 2020 saat 21:34’te Marmara Denizi’nin kuzeyinde 7.8 büyüklüğünde bir deprem meydana gelecektir.

Algıda Seçiciliği Nasıl Yeneriz?

Bu tarz algıda seçicilik yoluyla prim yapanların sahtekarlıklarını ortaya çıkarmanın yolu, iddalarını geçmişe dönük olarak incelemektir. Örneğin geçmişteki 100 veya 1000 tahminden kaç tanesi gerçekleşmiş? Buna bakılması gerekir. Eğer çok düşük bir oranda isabetlilik varsa; bunlardan tutanların popüler olması ama tutmayanların görmezden gelinmesi (veya üzerinin örtülmesi, sonradan silinmesi, vb.) algıda seçicilik ve veri cımbızlama anlamına gelmektedir. Bu tarz uygulamaların bilimsel hiçbir tarafı yoktur.

Ayrıca bir kişinin durmaksızın iddialarını değiştirmesi ve bunu “güncelleme” adı altında pazarlaması da önemli bir belirteçtir. Durmaksızın değişen tahminlerin bir noktada tutması çok daha olasıdır. Dolayısıyla her bir “tahmin güncellemesi”, yeni bir tahmin olarak değerlendirilmelidir.

Uzmanlar Nasıl Tahmin Ediyor?

Bunu daha iyi anlamak için, olasılık ile tahmin arasındaki farkı anlamak gerekiyor. İlki daha uzun dönem istatistiki hesaplara işaret ederken, ikincisi daha kısa dönemde olacak olayları öngörmeye işaret etmek için kullanılır.

Uzmanların yaptıkları uzun dönem olasılık hesapları, kısa ve net zaman aralıklarına yönelik tahminleri değil, uzun ve daha muğlak zaman aralıklarına yönelik istatistiki analizleri temel almaktadır. Bu tür tahminlerde hassasiyet düşük olsa da (yani depremin spesifik yer ve saatini bilemesek de), isabetlilik daha yüksek olabiliyor (o zaman aralığında beklediğimiz deprem genellikle yaşanıyor).

Uzman tahminlerine bakacak olursanız, “Önümüzdeki 30 yıl içinde Kuzey Anadolu fay hattında 7 veya üzerindeki bir büyüklükte bir depremin meydana gelme ihtimali %70’tir.” şeklinde bilgiler verdiklerini görebilirsiniz. Bunlar, fay hatlarındaki enerji birikimlerini, bu enerjinin tarihsel olarak ne sıklıkta boşaldığını (depremlerin ne sıklıkta meydana geldiğini), deprem büyüklüğüne yönelik uzun dönem istatistikleri, vb. dikkate almaktadır. Bunlar “3 saat sonra büyük bir deprem olacak.” iddiası kadar “havalı” ve “merak uyandırıcı” değildir; ancak en azından onlar gibi uydurma da değildir.

Kısa dönem tahminlerden ziyade, uzun dönem olasılık hesaplarının daha güvenilir olmasının da basit bir nedeni vardır: Depremlerin uzun vadedeki sıklıkları ve istatistiki detayları daha tahmin edilebilir düzeyde; bilim insanları da bundan faydalanıyorlar. Örneğin, 1960-2016 arasındaki verilere bakarak, Yeni Zelanda’da ortalamada:

  • Her gün en az 1 adet 4.0 – 4.9 arası büyüklükte deprem olur.
  • Her ay en az 2 adet 5.0 – 5.9 arası büyüklükte deprem olur.
  • Her 2 yılda en az 3 adet 6.0 – 6.9 arası büyüklükte deprem olur.
  • Her 4 yılda en az 1 adet 7.0 – 7.9 arası büyüklükte deprem olur.
  • Her 100 yılda en az 1 adet 8.0 ve üzeri büyüklükte deprem olur.

Benzer şekilde diğer coğrafi bölgelerin de istatistiki deprem haritalarını çıkarmak mümkündür. Örneğin aşağıdaki tablo, Dünya genelindeki depremlerin büyüklüğe göre yıl yıl istatistiklerini vermektedir:

Dünya'daki depremler
Dünya’daki depremler

Aslında bilim insanları da kısa dönem tahminlere başvururlar; ancak bunlar büyük depremler için değil, büyük bir deprem meydana geldikten sonraki artçıların ne sıklıkta ve büyüklükte meydana gelebileceğine yöneliktir.

Bilim insanları bu tahminleri bilimsel olarak temelsiz safsatalara dayandırmaz ve halkı kandırmaya ve “caka satmaya” yönelik bir amaç gütmezler; eldeki verilerin mantıklı ve bilimsel yorumunu sunarlar. Halkı yanıltmak yerine, talep edilmesi halinde profesyonel görüşlerini sunarlar.

Categories: Gündem

Tagged as: , ,