Teknoloji

Apple’ın Ürünlerini Satmak İçin Kullandığı 10 Taktik

Apple’ın Ürünlerini Satmak İçin Kullandığı 10 Taktik

Fiyatını karşılayamayacak durumda olsak bile neden Apple ürünlerini alıyoruz hiç düşündünüz mü, işte Apple’ın ürünlerini satmak için kullandığı 10 taktik.

Forbes dergisine göre Apple 2019 yılında da dünyanın en değerli markası oldu. Firmanın şu anki değeri yaklaşık olarak 205.5 milyar dolar, bir örnek vermek gerekirse Coca Cola’nın değeri bundan 60 milyar dolar daha az. iPhone 11’in tanıtımı gelmiş geçmiş en büyük sunumlardan biriydi ve ilk defa YouTube’dan canlı olarak yayınlandı. Dünya genelinde 5 milyondan fazla insan tarafından izlendi. Biacaip olarak şirketin nasıl bu kadar müşteri çekebildiğini ve güçleri yetmese de insanların nasıl bu kadar yüksek ücretleri gözlerini kırpmadan ödeyebildiklerini araştırdık. Üstelik bu paraları sadece eskisinden biraz farklı modeller için harcamaktan çekinmiyorlar.

Apple’ın Ürünlerini Satmak İçin Kullandığı 10 Taktik

1. Kullanıcı tembelliği Apple’ın ama satış stratejilerinden biri.

iPhone ve MacBook’lar kullanımı son derece kolay cihazlar, çünkü bu cihazların ortalama kullanıcıları son derece tembel insanlar. Bu kullanıcılar herhangi bir şey indirmek, yüklemek ve kurmak istemiyorlar. Bu yüzden Apple her şeyi kullanıma hazır olarak sunuyor, tabiri caiz ise al kullan şeklinde geliyor bu cihazlar size.

Kullanıcılar bu basitliğe ve kolaylığa bağımlı hale geliyor ve bir sonraki modeli sabırsızlıkla bekliyor. Apple cihazları diğer işletim sistemleriyle uyumlu olmadığı için (ve elbette kullanıcılar Apple cihazlarıyla uyumlu şeyler aramayacak kadar tembel oldukları için) bir kişi iPhone aldıktan sonra muhtemelen MacBook, Apple Watch ve Air Pod da alıyor. Bir ürünle 4 kuş vurmak diye buna denir.  

2. iPhone başka diğer cihazlardan çok daha hızlı şekilde güncelliğini yitiriyor.

Yeni bir iPhone modeli çıktığında, Apple fanları kendilerine göre mantıklı sebeplerden ötürü bu cihazları alıyorlar. Çünkü eski modellerin kusurlarını ve eksikliklerini fark etmeye başlıyorlar. Sosyal medya sayfalarını daha hızlı yüklememeye başlıyor, ekran daha iyi bir kullanım için yeterince büyük değil ve benzeri sorunlar göze çarpmaya başlıyor. Aslında kullanıcıları bunları görmeye iten iki şey var: Psikoloji ve pazarlama.

Yeni bir cihaz piyasaya çıktığında, eski modellerle çok da uyumlu olmayan bir IOS güncellemesi de çıkıyor. Telefonlarını güncelleyen kullanıcılar, telefonlarının performanslarının düştüğünü, daha kötüye gittiği fark ediyorlar.

Yeni modelin çıkmasının ardından, kullanıcılar bilinçli bir şekilde eski modellerin kusurlarını görmeleri için şartlanıyorlar, çünkü yeni modelleri satabilmek için önceden hiç önemi olmayan bu eksikliklerin görülmesi önemli. Bu, yeni modele sahip olmak için size gerekli sebepleri vermek amacıyla yapılan bir pazarlama taktiği.

3. Şirket ürün satmıyor, bunun yerine hikaye satıyor.

Apple’ın stratejisi yeni telefonunun etrafında olabildiğince büyük bir heyecan dalgası yaratmak. Apple dışında başka hiçbir firma ürünleri için böylesine büyük organizasyonlar düzenlemiyor. Apple’ın bu organizasyonları kullanıcılar için değil, daha çok ve hatta sadece marka için. Şirket, insanların Apple’ı sevmesi için hikayeler oluşturuyor ve bunları insanlara anlatıyor.

Ancak bu strateji her zaman istenildiği gibi yürümüyor. Kullanıcılar ve medya her yeni Apple ürününün devrim niteliğinde olmasını bekliyor. Çığır açan yeniliklerin kolay ve anlaşılır olmasını istiyorlar. Bu sebeple iPhone5 beklerken insanlara küçük yenilikler içeren iPhone4S sunduğunuzda satışlar bir anda bıçak gibi kesiliyor. Apple hatalarından ders almasını biliyor, her ne kadar üçlü arka kamera birçok caps’e malzeme olsa da kılı kırk yararak oluşturulmuş bir stratejinin ürünü.

4. Markanın her mağazası New York, Beşinci Cadde’deki cam küpe benzemeli.

Apple Store’ların yerleri için son derece katı kurallar ve gereksinimler var. Toplu taşıma noktalarına, popüler mekanlara çok yakın ve alışveriş merkezlerindeki en iyi noktada olmak zorunda. Tasarımı her zaman İskandinav minimalist tarzda olmalı, içinde sadece 3 malzeme bulunmalı: Paslanmaz çelik, doğal ahşap ve cam. Bütün bu tasarım fikirleri, New York, Beşinci Caddede bulunan Apple’ın cam küp şeklindeki mağazasından geliyor.

5. Apple Store’lardaki satış alanlarının sadece yarısının dolu olmasının bir sebebi var.

Akıllı telefonların ve laptopların Apple Store’larda bu şekilde sergilenmesinin bir sebebi var. Ürünler mağazalardaki satış alanının sadece ¼’ünün kaplamalı, geri kalan alan yardım ve destek için kullanılmalı. İnsanların fikir almak için kullandığı “Genius Bar”lar bu boş alanlara yerleştiriliyor ki insanlar burada rahat rahat ürünler hakkında bilgi alabilsin. Çalışanlardan müşterileri zaman sınırı olmadan dinlemeleri, onların ihtiyaçlarını detaylıca öğrenmeleri ve onlara istedikleri ürünü satmaları isteniyor.  

Bu mağazalarda kasa ve kasiyer yok. Kredi kartı ile herhangi bir çalışana ödeme yapabilirsiniz, nakit harcamalarda ise bir sınır var.

Eğer isterseniz tüm gününüzü Apple Store’da geçirebilirsiniz. İnsanlar buralarda tüm günlerini geçirip maillerini kontrol edebiliyor, internete girebiliyorlar. Şirket bu sayede marka bağlılığını artırmış oluyor.

6. Çalışanlar APPLE (Approach, Probe, Present, Listen, End) stratejisini uyguluyorlar.

Müşterilerle olan ilişkilerinde çalışanlar, hatırlaması kolay olsun diye Apple olarak kısaltılan stratejiyi kullanıyor: Yaklaş, Soruştur, Sun, Dinle, Bitir. İlk olarak çalışan müşteriye sessizce ve arkadaşça yaklaşıyor (bu yaklaşık 10 saniye sürmeli). Ardından onlara farklı sorular soruyorlar (Bu sizin ilk Mac cihazınız mı olacak? Veya Bunu ne için kullanmayı düşünüyorsunuz? Gibi).

Daha sonra, müşterinin ihtiyaçlarına en iyi şekilde cevap veren ve çok pahalı olmayan bir çözüm önermeleri gerekiyor. Ancak henüz bitmedi, şimdi çalışan müşteriyi bir kere daha dinlemeli ve unuttuğu bir şey olup olmadığını anlamaya çalışmalı. En iyi son satışla biten sondur, yine bekleriz denilerek müşteri uğurlanır.

7. Çalışanlar iPhone’ların nerede olduğunu gösteremezler!

Neden Fiyatı Pahalı Gelse Bile Satın Alıyoruz? Apple’ın Ürünlerini Satmak İçin Kullandığı 10 Taktik

Apple Store çalışanlarının belli ürünlerin mağaza içinde nerede bulunduklarını göstermeye yetkileri yoktur. Müşterilerin, kendilerine “şuraya git” denmesinden hoşlanmadığını düşünen Apple farklı bir yol izlemektedir. Buna göre bir müşteri bir şeyin yerini öğrenmek istiyorsa çalışan müşteriye o alana kadar refakat etmeli, müşteriyi oraya götürmelidir.

Burada müşteriye ihtiyaçları konusunda yardımcı olabilir, ürünler hakkında detaylı bilgiler verebilir. Üstelik bu sadece tek taraflı bir bilgi aktarımı şeklinde değildir, çalışan müşteriye çok daha detaylı ve incelikli bir bilgilendirme sunmalıdır. Bazen mağazalarda ücretsiz eğitimler de verilir, bunun Apple için herhangi bir maddi getirisi yoktur, müşteri sadakati dışında.

8. Mavi tişörtler mağazaların elit statüsünü temsil eder.

Apple cihazlarının kaliteli tasarımın mükemmel bir örneği olduğuna inanılır, ancak markanın kıyafetler konusunda sıkıntıları olduğu da bir gerçek. Steve Jobs her sunumunda aynı Jean pantolonu ve aynı kazağı giyerdi, belki de bu sebeple çalışanların kıyafetlerine yeterli özenin gösterildiği söylenemez. Tek tip kıyafet konusunda ilk adım Steve Jobs tarafından atıldı, Jobs çalışanların kolları çıkarılabilir naylon ceketler giymesini önerdi. Jobs’un bu fikri hiç beğenilmedi ve çalışanlar tarafından eleştirildi.

Daha sonra çalışanlar mevsimlere göre farklı tasarımlar giymeye başladılar. 2015 yılında şirketin başkan yardımcısı Angela Ahrendts çalışanlar için ortak bir üniforma için girişimde bulundu. Mağazaların elit statüsünün vurgulamak için mavi renkte karar kıldı ve ardından firmanın logosunu üniformanın ortasına, kalbe yakın konumda yerleştirdi. Üniformalar tişört, polo tişört ve sweatshirt şeklinde tasarlandı.

Ayrıca tüm ürünler çevre dostu olacak şekilde %10 geri dönüştürülebilir malzemeden üretildi.

9. Üniformalar suçlular tarafından kullanıldı…

Bu üniformalar hırsızların Apple Store’dan 19 iPhone çalmasına yardım etti. Hırsızlar sadece benzer tişörtler bulmuş, mağazaya sızmış, depoya girerek telefon dolu kolilerle çıkmışlardı. 2011 yılında Çin’de 22 adet sahte Apple Store bulundu. Buranın çalışanları da mavi tişörtler giyiyorlardı. Üstelik burada çalışanların çoğu gerçekten Apple’da çalıştıklarını düşünüyorlardı.

10. Artık Apple çalışanları siyah renk giyiyor.

Mavi renk üzerinde oluşan bu şüphe bulutları sebebiyle şirket maviden vazgeçti ve şimdilerde Apple çalışanları üzerinde logo bulunan siyah veya lacivert tişörtler giyiyorlar.

Bir Apple tişörtü almak önemli bir ritüel ve marka kültürüne giriş için önemli bir adım. Şirkette iş sahibi olmak cidden zor, bazıları Apple’a girmenin Oxford Üniversitesi’ne girmekten daha zor olduğunu söylüyor. Bu sebeple tüm aşamaları başarıyla geçip siyah tişört almaya hak kazananlar gerektiği şekilde takdir ediliyor ve alkışlanıyor. Aynı zamanda çalışanların tişörtleri iş dışında giymeleri de yasak.

Bonus – Filmlerde ve dizilerde karakterlerin çoğu MacBook kullanıyor, ancak Apple bunun için ödeme yapmıyor.

2011 yılında Apple ürünleri 891 filmde, TV programında ve dizide göründü. Pazarlama departmanı sorumlusu Philip Schiller, şirketin Hollywood ile ilişkilerini düzenleyen bir çalışanı olduğunu kabul ediyor. Ancak Apple bunun için hiçbir zaman ücret ödemiyor, ancak yapımcılar yine de çekimlerde Apple logosunu kapatmıyorlar.

Apple ücret ödemiyor ancak çekimler için gerekli cihazları ücretsiz olarak temin ediyor. Bir cihazının fiyatı düşünüldüğünde aslında gereken ödemeyi yapmış gibi kabul edebiliriz.

Categories: Teknoloji

Tagged as: , , ,